Bu dosyada ihtiyacınız olan kelime örenimi, Dinleme, telaffuz etme kabiliyetinizi geliştirecek dosyalar mevcuttur. Gerekli çeviriler rahat anlamanız için yapılmıştır.
Özel Hazırlanmış, kolay anlaşılır konu anlatımları
Sizler için özenle hazırlanmış, özgün, kaliteli konu anlatımları
İngilizce Çalışmanıza Ek Olarak 8 Adet HD Kalitesiyle Film
İngilizce çalışayım diye film aramanıza ihtiyaç bırakmayacak şekilde sizlere 8 adet HD kalitesiyle film sunuyoruz. Filmler yaklaşık 30 altyazı / subtitle içermektedir buna Türkçe ve İngilizce Dahildir. İster İngilizce altyazı ile filmi orijinal diliyle takip edin veya ister Türkçe altyazı ekleyerek filmi rahatlıkla anlayın.
Oyunlar
Kelime dağarcığınızı geliştirmek için hazırlanmıştır.
Özenle Seçilip Derlenmiş Fıkralar
Fıkralar güldürme eyleminin yanında sizlere kelimede öğretmektedir. Arıca fıkranın düğüm noktası açıklama bölümünde izah edilmiştir.
*** Gerekli çeviriler daha iyi anlamanız için özenle yapılmıştır.
Lesson one with Misterduncan :
-Misterduncan ile birinci ders
Hi everybody this is Misterduncan in England :
-Herkese merhaba ben İngiltereden misterduncan
How are you today? :
-Nasılsınız bugün?
Are you ok?...I hope so :
-İyi misiniz?...Öyle umuyorum
Are you happy?...I hope so :
-Mutlu musunuz?...Öyle umuyorum
Welcome to the very first episode of my series of English teaching videos :
-İngilizce öğretim video serilerimin ilk bölümüne hoşgeldiniz.
Before I begin, We will take a look at some of the common questions that often arise when talking about learning the English language :
-Başlamadan önce, İngilizce hakkında konuşulduğu zaman genellikle göze çarpan soruları ele alacağız.
and more importantly, learning it as a second language : -Ve daha önemlisi, bunu ikinci bir dil olarak öğrenmek
So the first question must be "why do we need to learn English?" : -Böylece birinci soru "İngilizce öğrenmeye neden ihtiyaç duyarız?" olmalı.
Of course one of the reasons why we need to be able to speak English nowadays is because the world is becoming smaller :
-Elbette İngilizce konuşabilmeye bugünlerde neden ihtiyaç duyduğumuzun sebeplerinden bir tanesi şudur ki çünkü dünya küçülüyor.
Thanks to the internet and our developing global economy :
-Gelişen küresel ekonomiye ve internet e teşekkürler
More and more people are using English as a common way to communicate with each other :
-Çok ama çok insan kendi aralarındaki iletişim için İngilizce'yi genel yol olarak kullanır
So now It has become unavoidable that the companies and large businesses will need to employ people who can speak more than their own native language :
-Böylece şimdi kaçınılmaz olan şudur ki şirketler ve büyük işletmeler kendi yerel dillerinden daha iyi İngilizce bilen insanları istihdam etmeye ihtiyaç duyacaklardır.
That is where English comes in :
-İngilizce nin bu konuma nereden geldiği budur
It is now offically considered as an international language :
-Şimdi resmen uluslararası dil olarak kabul edilmiş
Of course learning anything is difficult and English in no exception :
-Elbette birşeyler öğrenmek zordur ve İngilizce dahi bir istisna değildir.
However, there are ways to make the situation easier :
-Fakat, bu durumu kolaylaştıran bazı yollar vardır.
I have come up with my own list of general rules for learning English :
-İngilizceyi öprenmek için kendi genel kurallarımla geldim.
Do you want to hear them? : - Onları duymak ister misiniz?
Do you want to know what they are ? :
-Onların ne olduğunu bilmek ister misiniz?
Ok...Let's go! :
-Tamam..Haydi gidelim
Learning English takes time and patience :
-İngilizce Öğrenmek zaman ve sabır gerektirir
It cannot be rushed : Aceleye gelemez
Try to relax and take it easy :
-Rahatlamaya ve kolay görmeye çalışın
The most important thing you need at the beginning is a good vocabulary :
-Başta ihtiyacınız olan en önemli şey ii bir kelime haznesine sahip olmaktır.
Without words, you have nothing to work with :
-Kelimesiz çalışacak bir işin yoktur.
You have to start with a strong foundation or base and slowly build on it, day by day! :
-İyi bir temel veya dayanak ile başlamalısın ve yavaş yavaş, günden güne üzerine bina et.
ou must view English as a part of your body : - İngilizceyi vücudunuzun bir parçası olarak görmelisiniz
just as you would, an arm or a leg :
-İstediğiniz gibi, bir kol veya ayak It must become a part of your everyday life :
-Günlük hayatınızın bir parçası olmalı
Daily practice is very important :
-Günlük tekrar çok önemli
Do not worry about making mistakes :
-Hata yapmakan korkmayın
In fact the more mistakes you make the more you will learn from them :
-Aslında, yaptığınız her hata, onlardan daha fazla öğrenmenizi sağayacaktır.
Just like learning to ride a bike :
-Sadece bisiklet sürmeyi öğrenmek gibi.
Sometimes you fall off :
-Bazen düşersin
So what do you do? :
-Böylece ne yaparsın?
You get back on and try again :
-Geri döner ve tekrar denersin
Do not look at English as just another subject :
-İngilizceye başka bir konu gibi bakmayın Your attitude to English and the way you view it will decide how well you progress :
-İngilizceye olan kabliyetiniz ve ona bakışınız ne kadar ilerleyeceğinizi belirleyecektir.
Just as we say in English ...No pain...No gain :
-Sadece ingilizce söylediğimiz gibi, emek olmadan yemek olmaz The two most important words to remember when learning English are Practice and Confidence :
-İngilizce öğrenirken hatırlamanız gereken ikinci önemli şey pratik yapmak ve güvendir.
Practice English everyday and be confident :
-Her gün pratik yapın ve kendinizden emin olun.
You will find that the more you use English, the better your English will become and the more confident you become, then the more you will want to use it :
-Daha fazla kullandıınız İngilizce daha iyi bir İngilizce'ye ve daha fazla güven ve sonra onu daha fazla kullanmak isteyeceksiniz. Make it a rule to tell yourself :
-Kendine söylemek için onu bir kural yapın
I can do it !! :
-Yapabilirim!!
...
Please remember, my lessons are aimed at everyone :
-Lütfen dersimin herkese yönelik olduğunu hatırlayın
So hopefully you will find something usefull in each one :
-Böylece ümitli bir şekilde herşeyde faydalı birşeyler bulacaksınız
May be you will find some of the words I use very easy :
-Kullandığım bazı kelimelerin çok kolay olduğunu bulabilirisiniz
But you will also see some words that may be new to you :
-Ama size yeni gelen bzı kelimeleri de bulabilir siniz.
Remember... my lessons are aimed at everyone :
-Hatırlayın Dersim herkese yöneliktir.
Even teachers are very welcome to join in :
-Hatta öğretmenlerin de katılması çok hoş karşılanır.
Learning English should be a fun experience :
-İngilizce öğrenmek bir eğlence deneyimi olmalı.
And I hope with the help of my video lessons you will discover just how much fun it can be :
-Ve umuyorum ki vedeolu derslerimle ingilzicenin ne kadar eğlenceli olabileceğini keşfedebilirsiniz.
I hope you have enjoyed my first lesson...
-İlk dersimi eğlenceli bulduğunuzu umuyorum.
This is Misterduncan in England saying thanks for watching :
-İngiltereden ben Misterduncan izlediğiniz için teşekkür ediyor.
And bye-bye for now :
-Ve şimdilik bay bay
Thanks for watching :
-Teşekkürler izlediğiniz için. :)
How to Make an Adjective Clause to Describe a Location Konuşma : "İn this video you ll learn how to make an adjective clause to describe a location" : "Bu videoda bir yeri tarif ederken sıfat tamlamasının nasıl yapıldığını öğreneceksiniz." This is the place where I work : Burası çalıştığım yerdir. (sıfat tamlaması : where I work : Çalıştıım yer) place : Yer , mekan Önemli Not: "where" sözcüğü bilinen "nere, nereye" anlamını sıfat tamlamalarında taşımaz. Sadece Sıfat tamlamasının bir parçasıdır. Bunun dışında hiçbir anlam taşımaz.Kullanılmazsa yani "the place I work" gibi bir cümle yapısı da vardır. Bu halde de kullanılablir.Bu cümlede "where" sözcüğü vardır ama yazılmamıştır.
""where I work"" tamlaması "place" sözcüğünü tanımlar ki cümle şöyle olur ; Çalıştığım yer. This is the place where I eat : Burası yemek yediğim yerdir. This is the place where I practice : Burası pratik yaptığım yerdir. The place where I work is nearby : Çalıştığım yer yakındadır. place >> sıfat the place where I work >> Özne is >> fiildir. The house where I live is on this street : Yaşadığım ev bu sokaktadır. The house I live in is on this street : içinde yaşadığım ev bu sokaktadır. (Lütfen yukardaki önemli notu okuyun)
*** Sıfat tamlamalarında bir yeri tarif ederken "where" yerine "that" kulanılabilir. The school (that) he goes to is very good : Gittiği okul çok iyidir. The school (where) he goes is very good : Gittiği okul çok iyidir. Konuşma : " If you use 'where' at the beginning of the clause dont use the pereposition 'to' : Eğer 'where' i tamlamamın başında kullanırsanız, 'to' edatını kullanmayın. The store where she shops for groceries is very expensive : Yiyecek için alışveriş yaptığı mağaza çok pahalıdır. The store she shops at for groceries is very expensive : Yiyecek için alışveriş yaptığı mağaza çok pahalıdır. The store where she shops = The store she shops at : Alışveriş yaptığı yer End : Son :)
During : Esnasında, iken, Sırasında, Süresince At the same time : Aynı zamanda There was a lot of thunder during the storm : Fırtına esnasında bir çok gök gürültüsü vardı. Preposition : Edat " During " Noun : Özne "Storm" She goes to school during the day= During the day She goes to school : Gün boyunca okula gider. What do you do during the day? : Gün boyunca ne yapıyorsun? (present tense / geniş zaman) What did you do during the day today? : Bugün gün boyu ne yaptın? (past tense / geçmiş zaman) Try to pay attention during class : Ders boyunca derse dikkatini vermeye çalış Try not to talk during a movie : Bir film boyunca konuşmamaya çalış Dont fall asleep during class! : Ders boyunca uykuya dalma! Ronald Reagan was president of the United States during the 1980's : Ronald reagan 1980' lerde Amerika başkanıydı. Bill Clinton was president of the United States during the 1990's : Bill Clinton 1990' lerde Amerika başkanıydı. İn the morning = during the morning : Sabah ...,,, İn the afternoon = During the afernoon :Öğleden sonra ...> "During" edatı "in" yerine kullanılabilir "in" kullanımı basit olduğu için tercih edilir. In the evening = during the evening : Akşam ...,,, We studied preposition during the month of April : Nisan ayı boyunca edatları çalıştık We are studying proverbs during the month of May : Mayıs ayı boyunca atasözlerine çalışacağız We' re going to study basic English during the month of June : Haziran ayı boyunca basit İngilizce ye çalışacağız. Did you learn anything during this video? : Bu video boyunda birşeyler öğrendiniz mi? :)
She starts saying the alphabet at 0:24. : Alfabeyi söylemeye 0:24 te başlıyor. ( Kelimler Şekillerle ifade edildiği için çeviriye ihtiyaç duyulmamıştır.)
0:13 --Monday : Pazartesi 0:16 -- Tuesday : Salı 0:20 -- Wednesday : Çarşamba 0:23 -- Thursday : Perşembe 0:26 -- Friday : Cuma 0:30 -- Saturday : Cumartesi 0:33 -- Sunday : Pazar 0:37 -- 1:22 -- What day is today? : Bugün ne? 2:00 -- What do you do on Monday? Pazartesileri ne yapıyorsun? - I go to school on Monday : Pazartsileri okula gidiyorum. - do homework : Ödev yapmak - play table tennis : Masa tenisi oynamak - play football : Futbol oynamak - go swimming : Yüzmek - watch TV : Tv izlemek
Colors : Renkler Red : Kırmızı Blue : Mavi Yellow : Sarı Green : Yeşil Orange : Turuncu Pink : Pembe Purple: Mor Brown : Kahverengi Black : Siyah White : Beyaz Grey : Gri
Hello! Kids and Everyone! : Merhaba çocuklar ve herkese. Welcome to " Todays's Phrase of the Day" from Mommy Talk! : Mommy Talk' tan " Günün sözcüğü" ' ne hoşgeldiniz Are you ready? : Hazır mısınız? Thats Right : Bu doğru please repeat slowly after me : Lütfen yavaşça tekrar edin Thats... : Bu Right.. : Doğru Very Good : Çok iyi Now lets say the whole sentence : Hadi şimdi bütün sözcüğü söyleyelim. thats right : Bu doğru very good : Çok iyi one more time : Bir daha thats right : Bu doğru Good job everyone : İyi işti herkes see you next time bye : sonra görüşürüz :)
Başlangıç= 0:25 pull a rope : Halatı çek punch : Yumruk, Yumruk Atmak Please don’t punch. : Lütfen Yumruk Atma push a button : Düğmeye Bas run around : Koş sing loudly : Yüksek Sesle Şarkı Söyle Please sit down : Lütfen Otur skip slowly : Yavaş Zıpla spin quickly : Hızlı Çevir Please stand up : Lütfen Ayağa Kalk I can swim : Yüzebilirim walk slowly : Yavaş Yürü wash my face: Yüzümü Yıka Double Time = 2:10
Bitiş = 3:04