ingilizcece.com Webutation

31 Ağu 2011

Conditional Sentences / İngilizce Şartlı Cümleler

Conditional Sentences / İngilizce Şartlı Cümleler



İngilizce'de Conditional Sentences (şartlı cümleler) iki kısımdan meydana gelir. İlk kısım şartı öne süren cümle, ikincisi ise şarta cevap veren cümledir.

Şartı öne süren cümle:



If you give me money Eğer bana parar verirsen

Şarta cevap veren cümle:

I will give you an apple
Sana elma vereceğim

“If” kelimesi bir “Subordinate Conjuction” (yan bağlar) dır. Bir cümlenin başına geldiği zaman o cümleyi tam cümlelikten yan cümleciğe çevirir. 

You give me money.
Sen bana para verirsin. 

Cümlesinin öznesi var, fiili var, anlamı da tamdır. 

Halbuki,

If you give me money.

Eğer bana para verirsen,


Cümlesinde özne var, fiil var, fakat anlam tam değildir. İşte “if” ile bağlı tüm cümleler tek başlarına bir anlam taşımazlar. Onun için bu şartı öne süren cümlenin arkasından, bu şarta karşılık veren bir ana cümle gelmelidir. Bu cümlenin “tense”i (zamanı) “sequence of tenses” (“tens”lerin uyumu) kuralına uygun olmalıdır. 
 Tense'lerin uyumu:  

“if” li cümle
Tam cümle
1- Simple Present Tense
Future Tense
2- Simple Past Tense
Conditional
3- Past Perfect Tense
Past Conditional

İngilizce’de üç çeşit şartlı cümle bulunur.

1- Olanak dahilindeki işler için kullanılan "posibble" cümleler.

2- Gerçekleşmemiş işler için kullanılan "unreal" cümleler

3- Gerçekleşmediği gibi, gerçekleşmesi de olanaksız bulunan "impossible" cümleler. 

1- Possible cümleler:

Bu cins cümlelerin ilk kısmı, yani şartı öne süren kısmı geniş zaman (Simple Present Tense) olacak. Fakat ikinci kısmı kesinlikle gelecek zaman ( Future Tense) olacaktır. Türkçe’de bazen ikinci kısım da geniş zaman olur.   

Eğer bana para verirsen, sana elma veririm. Denir

Halbuki, İngilizce’de ikinci kısım daima gelecek zaman olmalıdır. 

If you give me money, I will give you an apple. Eğer bana para verirsen, sana bir elma vereceğim. 

If I have money, I will go to Paris. Eğer param olursa, Paris’e gideceğim.

If you go away, I will miss you.
Eğer uzağa gidersen, seni özliyeceğim.  

If you study hard, you will learn English. Eğer çok çalışırsanız, İngilizce öğreneceksiniz. 

If Ahmet gets up very early, he will catch the bus. Eğer Ahmet çok erken kalkarsa, otobüse yetişecek. 

If my father gives me money, I will be very glad. Eğer babam bana para verirse, çok memnun olacağım.

Tüm bu örneklerde “if”li cümle “Simple Present Tense”, ikinci taraf ise “Future Tense”dir. Bu konuşma İngilizce’de hep böyledir. Ancak pozitif bilimlerde kesin bir yargı veya kuralı belirtirken iki taraf da “Simple Present Tense” olur.

If you boil water, it becames steam.
Eğer suyu kaynatırsanız, buhar olur. 

“If” li cümlelerde tüm yardımcı fiilleri “Simple Present Tense” olmak şartıyla kullanabiliriz. 

If I get a ticket, I can go to the theatre. Eğer bir bilet alırsam, tiyatroya gidebilirim.

If you can find enough money, you can buy a car. Eğer yeterli para bulabilirsen, bir araba alabilirsin. 

If you have got a stamp, you can post that letter. Eğer pulunuz varsa, şu mektubu postalayabilirsiniz.

2- Unreal cümleler:
Şimdi şart cümlelerinin ikinci çeşidini göreceğiz. Bu cümleler “unreal” adını alırlar ve gerçekleşmemiş işler için kullanılırlar. Bu çeşit cümlelerin şartı öne süren ilk kısmı geçmiş zaman “ Simple Past Tense” olmalıdır. İkinci kısım ise “conditional” yani “Future Tense”in bir derece “past”ı olmalıdır. 

If you gave me money, I would give you an apple. Eğer bana para verseydin, sana bir elma verecektim. 

Yani, 

You didn’t give me money and I didn’t give you an apple. Sen bana para vermedin ve ben sana bir elma vermedim. 

If he went to school he would see his friend. Eğer o, okula gitseydi, arkadaşını görecekti. 

If I had money, I would go to Paris. Eğer param olsaydı, Paris’e gidecektim. 

If you worked hard, you would learn English. Eğer çok çalışsaydınız, İngilizce öğrenecektiniz. 

If I went to Paris, I would send you a postcard. Eğer Paris’e gitseydim, sana bir posta kartı gönderecektim.

If I were you, I would go to school. Eğer senin yerinde olsaydım, okula gidecektim.
 
Dikkat edilirse burada “I was” yerine “I were” deniyor. Bu şekil “unreal” cümlelerin bir özelliğidir. 
If I were a rich man, I would have a big house. Eğer zengin bir adam olsaydım, büyük bir evim olacaktı.

Ayrıca zaman uyumuna bağlı kalmak şartı ile tüm yardımcı fiilleri de bu cümlelerde kullanılabilir. 

If I were a bird, I could fly. Eğer bir kuş olsaydım, uçabilecektim. 

If you were a fish, you could live under water. Eğer bir balık olsaydın, su altında yaşayabilirdin. 

If I were you, I should go to the cinema. Eğer senin yerinde olsaydım, sinemaya gidecektim. 

If you lost your jumper, you would buy another one. Eğer kazağını kaybetseydin, başka bir tane alacaktın. 

If I were happy, I would sing. Eğer mutlu olsaydım, şarkı söyleyecektim. (söylerdim.) 

3- Impossible cümleler

3- Gerçekleşmemiş ve gerçekleşme olanağı ortadan kalkmış işler için kullanılırlar. Bu cümlelerde şartı öne süren birinci cümlecik “Past Perfect Tense” şarta cevap veren ikinci bölüm ise “Past Conditional” olmalıdır.

If you had given me money, I would have given you an apple. Eğer bana para vermiş olsaydın, ben sana bir elma vermiş olacaktım. 

If you had known the truth, you wouldn’t have been angry. Eğer gerçeğI bilmiş olsaydın, kızmış olmayacaktın. 

If she had seen the house, she wouldn’t have bought it.Eğer evi görmüş olsaydı, onu satın almış olmayacaktı.
If he had gone by car, he wouldn’t have been late.Eğer araba ile gitmiş olsaydı, geç kalmamış olacaktı.



*** İngilizceCe ingilizce hazırlık websitemiz hakkında görüşlerinizi yorum sayfasında görmek bizi mutlu edecektir.



Prepositions / İngilizce Edatlar


Prepositions / İngilizce Edatlar


İngilizce'de edatlar fiilerle, etkileri altında bıraktıkları kelime arasında ilgi kurarlar.  

He walked around the field.

O, tarlanın etrafında yürüdü. (dolaştı)

“Around”
bir edattır. Çünkü etkisi altında olan “field” (tarla) kelimesiyle “walk” (yürümek) fiilinin arasında ilgi kurmuştur.

In
İçinde

John is in the classroom.

John sınıfın içindedir.

He is in a bad temper.
Onun morali bozuktur.

Fish swim in water.

Balık (balıklar) suda yüzer. 
 

He lives in London.

O, Londra’da oturur.
Into
İçinde

Mary fell into the sea.

Mary denize düştü.

My mother cuts the onion into thin slices.
Annem soğanı ince dilimlere keser.

I poured the water into the saucepan.
Suyu tencerenin içine döktüm.

He went into the army.
O, askere gitti.
Through
Arasından
Go through the door.
Kapının arasından git. (Kapıdan geç.)
Beyond
Ötesinde
There is a green valley beyond the mountains.
Dağların ötesinde yeşil bir vadi vardır.
On
Üzerinde

The book is on the table.

Kitap masanın üzerindedir.

Don’t insist on his coming.

Onun gelmesinde ısrar etmeyin.

It depends on his money.

O, onun parasına bağlı.

It depends on my health.O, benim sağlık durumuma bağlı.

Have you got any money on you?

Üzerinde hiç para var mı?

I will go to Paris on Sunday.

Pazar günü Paris’e gideceğim.
From
-den, -dan

He started from home at eight o’clock.

O, evden saat sekizde hareket etti.
  

He worked from morning till night.

O, sabahtan akşama kadar çalıştı.
About
Civarında, hakkında

Walk about the square.

Meydanın civarında dolaş. 
 

They read about the accident in the newspaper.

Onlar kaza hakkında gazetede okudular.
Near
Yakında, yakınında
He was sitting near the stove.
O, sobanın yakınında oturuyordu.
Along
Boyunca
The boats are tied along the shore.
Sandallar sahil boyunca bağlıdırlar.
Above
Yukarıda

The clouds are above the earth.

Bulutlar yeryüzünün yukarılarındadırlar.

We were flying above the clouds.

Biz bulutların üzerinde uçuyorduk.

The sun rose above the horizon.
Güneş ufkun üzerinde yükseldi.
Under
Altında

The cat is under the table.

Kedi masanın altındadır.
  

We passed under several bridges.

Biz, birçok köprülerin altından geçtik.
Below
Aşağısında

The mountains are below the clouds.

Dağlar bulutların aşağısındadır.

His overcoat reaches just below the knees.

Onun paltosu tam dizlerinin altına gelir.
Behind
Arkasında

The vegetable gardens are behind the houses.

Sebze bahçeleri evlerin arkasındadır.
  

The boy was hiding behind a tree.

Çocuk bir ağacın arkasında saklanıyordu.
Before
Önce, önünde

Before Antalya there are high mountains.
Antalya’dan önce yüksek dağlar vardır.

He came two days before Christmas.
O, Noel’den iki gün önce geldi.
To
-e, -a

We went to Lüleburgaz last Sunday.
Biz geçen pazar Lüleburgaz’a gittik.

Ali walks to school evrey day.
Ali hergün okula yürür.  

He sent a letter to me last week.
O, geçen hafta bana bir mektup gönderdi.  
Among
Arasında (ikiden fazla şey arasında

Let us walk among the trees.
Haydi, ağaçlar arasında yürüyelim.
Between
Arasında (iki şey arasında)

Ali is sitting between Ayşe and Fatma.
Ali, Ayşe ile Fatma’nın arasında oturuyor.
Up
Yukarı
Mary climbed up the rope
Mary ipe tırmandı.
Across
Çaprazlama, Karşıdan karşıya
We swam across the river. Biz nehri karşıdan karşıya yüzdük.
Her house is just across the street. Onun evi sokağın tam karşısındadır.  
Beside
Yanında, göre
You are quite tall beside your brother. Kardeşinize göre oldukça uzun boylusunuz.  
Against
Karşı

They sailed against the wind. Onlar rüzgara karşı yelken açtılar.

He hit his head against the wall.
O, başını duvara vurdu.
Without
-siz, -sız, -süz, -suz
We are learning English without teacher. Biz İngilizce’yi öğretmensiz öğreniyoruz.
Within
İçinde

They danced within the house.
Onlar evin içinde dansettiler.

This is not within my power.
Bu benim gücüm dahilinde değildir.  
Upon
Üzerinde
The tiger sprang upon the elephant. Kaplan filin üzerine sıçradı.
At
-de, -da

He is at home now.
O, şimdi evdedir.  
My grandfather is still at the table. Büyükbabam hâlâ masadadır.  
By
Yanında, vasıtası ile, tarafından

Sit by me.
Yanıma otur.

I went to Ankara by plane. Ankara’ya uçakla gittim.

They came one by one.
Onlar birer birer geldiler.  

He took my pencil by mistake. O, benim kalemimi yanlışlıkla aldı.

This book is written by Bernard Shaw. Bu kitap Bernard Shaw tarafından yazılmıştır.

Olive oil is sold by the litre.
Zeytinyağı litre ile satılır.

In the cinema we sit side by side.
Biz sinemada yanyana otururuz.

I know Esin Deniz by sight.
Esin Deniz’I şahsen tanırım. (görmekle)
With
İle, beraber

I will go to the cinema with my father.
Babamla sinemaya gideceğim.

They saw me with my friend.
Onlar beni arkadaşımla gördüler.  

What do they do with their ears?
Onlar kulakları ile ne yaparlar?

They hear with their ears.
Onlar kulakları ile İşitirler.

What do you do with your nose?
Burnunuzla ne yaparsınız?  

I smell with my nose.
Burnumla koklarım.

What does Mary do with her eyes?
Mary gözleri ile ne yapar?  
Like
Gibi
He is not like me. O, benim gibi değildir.
He is like his father.
O, babası gibidir.
Till
-e kadar

I waited for you till 9 o’clock last night.
Geçen akşam seni saat 9’a kadar bekledim.

We didn’t get home till 2 o’clock.
Biz saat ikiye kadar eve varmadık.
For
İçin

He worked hard for a prize.
O, bir ödül için çok çalıştı.

They went to Çamlıca for a picnic.

Onlar piknik için Çamlıca’ya gittiler.

He lived here for five years.
O, burada beş yıl yaşadı. (oturdu)  
Over
Üzerinde
My umbrella is over my head. Şemsiyem başımın üzerindedir.

Ahmet fell over on the ice.
Ahmet buzda düştü.

You should think it over.
Onun üzerinde düşünseydin.
Around
Etrafında

The Children run around the house.
Çocuklar evin etrafında koştular.

From all around we heard the noise.
Gürültüyü her taraftan işittik.
Besides
-den, başka

I have two sons in İstanbul Besides one in London.

Londra’daki bir taneden başka, İstanbul’da iki oğlum var.


*** İngilizceCe ingilizce hazırlık websitemiz hakkında görüşlerinizi yorum sayfasında görmek bizi mutlu edecektir.



Infinitives / İngilizce Mastarlar

Infinitives / İngilizce Mastarlar


Mastarlar Türkçe’de fiilleri tarif ederken kullanılan “gelmek”, “gitmek”, “okumak” gibi fiilin “-mek”, “-mak” eki ile beraber kullanılan ve cümlede isim gibi görev yapan şeklidir. İngilizce’de bunlara “infinitive”ler adı verilir.  

Örneğin, “to go, to come, to read”. Bunlar cümle içinde özne veya nesne görevi yaparlar. Fiil gibi değil, isim gibi düşünülmelidirler.  

I want an apple.
Bir elma isterim.

Bu örnekte “direct object” yerinde bulunan isim “apple”dır. 
Bunu kaldırıp bunun yerine bir “infinitive” konursa;

I want to swim.
Yüzmek isterim.

I want to travel.
Seyahat etmek isterim. 
 

I want to sleep.
Uyumak isterim.

infinitive”lerin cümlede özne olarak kullanılışı;  

Butter is very useful for children.
Tereyağ çocuklar için çok faydalıdır.

Bu cümlenin öznesi yerindeki “butter”ın yerine bir “infinitive” konulabilir.

To swim is very useful for children.
Yüzmek çocuklar için çok faydalıdır.

Unutmayınız mastar yani “infinitive”ler “to” ile birlikte olduklarından bunlar fiil gibi kullanılamazlar. Bunlar fiillerin ham maddesi gibidirler. Ancak -mek, -mak anlamına gelen “to” kaldırılınca fiil olurlar.

I like to study English.
İngilizce çalışmaktan hoşlanırım. 
 

My father forgets to take his key everyday.
Babam hergün anahtarını almayı unutur.

Would you like to visit the museum?Müzeyi ziyaret etmekten hoşlanır mısınız? 

Would you like to take a cup of coffee?Bir fincan kahve ister miydiniz? 


Do you want to leave early?
Erken ayrılmak ister misiniz? 
 

We hope to learn English this year.
Bu sene İngilizce öğrenmeyi ümit ediyoruz.

Please try again to telephone your father.
Lütfen babanıza telefon etmeyi tekrar deneyin.

Will you help me to move the table?
Masayı çekmeme yardım eder misiniz?

Türkçe’de daha çok dilek ve istek bildirmek için kullanılan bir çatı kurmak için gerekli olan özne ve nesne durumundaki zamirler aşağıda liste halinde verilmiştir.

Özne durumunda bir zamir






+ verb +
(fiil)


Nesne durumunda bir zamir






+ infinitive
(mastar)


I
me
you
you
he
him
she
her
it
it
we
us
you
you

they


the

 
I have told them to come.
Onlara gelmelerini söyledim. 
 

Will you invite him to come to our party?
Onu bizim partiye gelmesi için davet edecek misiniz?


Who begged my mother to cook spinach?
Ispanak pişirmesi için anneme kim yalvardı?

The doctor advised me to drink orange juice.
Doktor portakal suyu içmemi tavsiye etti. 
 

My father wants me to be a doctor.
Babam doktor olmamı ister.

Ayşe’s mother must not allow her to swim in winter.
Ayşe’nin annesi onun kışın yüzmesine müsade etmemelidir.

I asked my sister to help me.
Kızkardeşimden bana yardım etmesini istedim.

Will they help you to push the car?
Onlar senin arabayı itmene yardım edecekler mi? 
 

Tell him not to open the door.
Ona kapıyı açmamasını söyle.

Tell him to open the door.
Ona kapıyı açmasını söyle.

Ask him to tell you his name.
Onun size ismini söylemesini isteyiniz. 
 

I let the bird fly.
Kuşu uçurdum. (salıverdim)

NOT: Cümlede fiil “let” olduğu zaman “infinitive” kesinlikle “to” almaz ve “to” almadan kullanılır.

I will not let them fight.
Bırakmayacağım, kavga etsinler. 
 

Let them swim.
Bırak yüzsünler.

You always speak, let me speak a little. Daima sen konuşursun (konuşuyorsun), bırak biraz ben konuşayım.

Let him cry.
Bırak onu, ağlasın. 
 

Let us go.
Haydi gidelim.

NOT: Let us “haydi” anlamına kullanılır.

I made him laugh.
Onu güldürdüm. 
 

That play made me think.
Bu oyun beni düşündürdü. 
 

The photographer made the child laugh.
Fotoğrafçı, çocuğu güldürdü.

“Make” fiilinin bir özelliği: Kendisinden sonra “to”suz bir “infinitive”in yerine bir sıfat veya sıfat yerine geçen bir “past participle” kullanılabilir.  

That lesson made me tired.
Şu ders beni yordu.

A lot of butter will make you fat.
Çok tereyağ seni şişmanlatacak.

“ Because of“ tan sonra bir isim veya isim yerine “gerund“ gelir. Fakat “because”dan sonra bir cümle gelmelidir.

I went to İzmir because of love.
Aşk yüzünden İzmir’e gittim. 
 

I went to İzmir because Ayşe lives there.
Ayşe orada yaşadığı için İzmir’e gittim.

They couldn’t come here because of the rain.
Onlar yağmur yüzünden buraya gelemediler. 
 

They could’t come here because it began to rain.
Onlar buraya gelemediler, çünkü yağmur başladı.

Burada “because of”dan sonra konulan isim yerine bir “gerund” getirilebilir.

I wasted my time because of wating for Ayşe all day long.
Gün boyunca Ayşe’yi beklemek yüzünden vaktimi harcadım.


*** İngilizceCe ingilizce hazırlık websitemiz hakkında görüşlerinizi yorum sayfasında görmek bizi mutlu edecektir.



Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | coupon codes